Geçenlerde bir aile ortamında geçen sohbet sırasında internet hızlarımızla ilgili bir mevzu bahis oldu. Soruyu soran aslında cevabı da biliyordu. Kendisi bilgili, birikimli bir mühendisti. Sorduğu soru ile bu yazıyı yazmama neden oldu demek doğru olur.
Akılları karıştıran bir soru vardır. Uzun ve karmaşık bir sorudan uzaktır kendisi. Aslında alışverişkolik ve gözü doymayan insan neslinin cevaplaması gereken en basit sorudur bu.
– “Neye ihtiyacımız var?”
Bu soruyu kendinize almayı ve ihtiyaç edinmeyi düşündüğünüz her alanda sormalısınız. Yanıldığımı düşünüyorsanız bu satırdan itibaren bu yazıyı okumayı sonlandırabilirsiniz. Kapitalizmin temel stratejilerden birisi, insanlara öncelikleri haricinde aslında gereksiz olan her türlü ürünü yada hizmeti gerekli olduğu kanaatine inandırmaktır. Süreç aslında çok hızlı geçse de bu durum derinlemesine incelendiğinde uzuun yılları görebilirsiniz.
Türkiyeye ilk televizyonu yayını geldiğinde bu renkli kutunun bu kadar yayılabileceğini aslında kimse biliyor muydu? Ya da cep telefonu satışlarının henüz yeni başladığı dönemde ev telefonu dururken, cep telefonunun gereksiz olabileceği kimsenin aklına geldi mi?
Belki bu kısma kadar, “Müsbet manada kullanıldıkça gereksiz olamaz.” düşüncesini aklınızdan geçirdiğinizden eminim. Ancak işin arkaplanında dönen çarkı görmek için biraz enine boyuna düşünmek gerek.
Küçük bir televizyonla günlük ihtiyaçlarını -aslında ihtiyaç dışı- giderebiliyorken neden duvarlarını koca koca yeni nesil televizyonlarla donatıyor? Ya da neden günde ancak bir yada iki TV kanalını izleyebiliyorken yüzlerce TV kanalının yer aldığı ilginç cihazlara para veriyor? Soruyu dallandırıp budaklandırdıkça farkına vardığımız nokta gayet açık.


