Halid Altuner

Bir Geliştiricinin Güncesi

Archive for the ‘HSA’ tag

Bağrım yanıyor, içim sıkılıyor…

leave a comment

Bağrım yanıyor, içim sıkılıyor… Derdime çare olacak dermanı aramaktan sıkıldım, derdimin adını dahi bilmiyorum.

Akıl hocalarına dayak atıyorum, birisi gelip kurtarsın diye bağırmaktan sesim kısıldı…

Çok uzun zaman önce “Bitkin, bıkkın ve sıkkın” kelimelerini görmüştüm.

Ancak şimdi kendim için yakıştırdığım vakitteyim…

Vakitten dahi haberim yok, neye ve kime göre hangi yıldayım?

Ağrılar, sızılar ve vicdan azabı…

Written by Halid ALTUNER

Ağustos 27th, 2009 at 12:48 am

Posted in 40 Gram Duygusal

Tagged with

Son Gelişmeler…

leave a comment

emblem-cvs-modifiedUzun bir senenin ardından nihayete yaza eriştim. Gerçi kimilerine göre yazı ortalamışız. Ancak okulun kısa bir süre önce bitmesi ve yoğun bir döneme girmemden dolayıdırki henüz yaz benim için yeni başlamış durumda :)

Finallerin bitmesinin ardından yazın ve gelecek dönem çalışmak için görüşmem gereken firmalar ile görüştüm. Nihai kararı kendimi geliştirebileceğimi düşündüğüm 2-3 firma ile görüşerek verdim. Ve beklentilerimin ötesinde bir şirkette çalışmaya başladım. İstanbul Mecidiyeköyde CryptTech Kripto ve Bilişim Teknolojileri adlı şirkette “PHP Geliştiricisi” ünvanı ile çalışmaya başladım.

Şirketin ürettiği ve satışa sunduğu yazılımlar tamamen “Açık Kaynak” temelli araçlar ile geliştiriliyor. Yine Linux tabanlı platformlar üzerinde koşturuluyor. Herşeyden önce gelişime ve inovasyon‘a açık bir şirket olması nedeniyle epey bilgi birikimim olabileceğini düşündüğüm bir yer.

Tüm bunlar bir kenara dursun, okul dönemince yapmayı planladığım bir çok işi ve projeyi elden geçireceğim. Özellikle “Ulubatlı İçerik Yönetim Sistemi” için çalışmalarımız hız kazandı. Çekirdek kısmını bir arkadaş yardımıyla yazmaya başladım. Daha önce şurada duyurusunu yapmıştım. Çoğu çevreden ciddi tepkiler almama rağmen iyi kötü mutlaka bir başlangıç yapmayı istiyorum. Çevremdeki web programlama konusunda yetenekli arkadaşları proje için davet ediyorum. Ne kadar destek çıkar beklemekteyim :)

PHP Framework‘ler üzerinde çalışmam ve PHP 5 OOP kavramını tekrar ele almam gerekiyor. Diğer yandan yaz ayları boyunca okul dönemince gördüğüm C, C++ bilgilerimi geliştirmem de gerekiyor. Eğer yeterince ilerleyebilirsem GTK ve QT tarafında arayüz geliştirme ile devam etmek niyetindeyim. Umarım hepsi için vakit kalır :)

Bu arada bir türlü düzen tutturamadığım günlük temasında nihai karara eriştim sanıyorum. Sade ve kullanıcı dostu olduğunu düşündüğüm temayı biraz özelleştirerek kullanıma açtım. Umarım kalıcı olur…

Şimdilik gelişmeler bu kadar :) Görüşmek üzere…

Written by Halid ALTUNER

Temmuz 12th, 2009 at 3:40 am

Denizli ve İzlenimlerim…

2 comments

İnsan hayatında bazen öyle yerlere gider, öyle zamanlar geçirir, öyle insanlar ile tanışır ki belki de hayatının son anına kadar onların olumlu anlamda izleri hiç silinmez. Belki de her gün yaşadığımız büyük olayların arefesinde küçücük olaylar gözümüze çarpmaz, es geçiveririz. Aslında normal olan da budur. Yaşayacağımız büyük kavgaların, büyük sevdaların, büyük olayların öncesini yani yaşadığımız anı sadece yaşamakla yetiniriz. Bu kadar edebiyattan sonra diyeceklerime geleyim okuyucu :)

tugraMalum, Denizli denen ülkemizin güzel şehrini ve bu şehirde yaşamakta olan öz kardeşim kadar yakın iki insanı anlatacağım bu satırlarda…

Daha önceleri bahsetmiştim. Abdurrahim ve İsa adında iki kardeşim… Kendileriyle 2-3 sene önce internet işleri vesilesiyle tanışmıştık. İçinde bulunduğumuz birkaç camia ortak noktamız. Ancak herşeyden önce beni onlara iten ( ya da çeken ) asıl sebebler ortak noktalarımız değil…

Herşeyden önce her zorlukta, her sıkıntıda yanımda olan, desteklerini üzerimden esirgemeyen can dostlarım… Her ikisi için de feda edemeyeceğim şeyler parmakla sayılır.

Rabbim nasib eder de inşaAllah ömrüm boyunca onlardan ayrı kalmam… “Hakiki Dost” denilen sıfatı görebildiğim nadir insanlardan… Bahsettiğim gibi her ikisi de ömrüm boyunca vazgeçmeyeceğim insanlar…

istanbul

Bir önceki yazımda belirtmiştim. Abdurrahim’in kardeşi Muhamet Ali 17 Mayıs’ta dünya evine girdi. 16 Mayıs sabahı uçakla Denizli’ye indim. 17 – 18 Mayıs harika 2 gün geçirdik. Gittiğim ilk gün önce İsa kardeşimin evine gittik. Kendisi Denizli merkezde oturduğu için oraya gidip biraz dinlendim, daha sonra kahvaltı vs. derken dışarı çıktık. Ancak söylemeliyim ki ilk gün olmasına rağmen sanki kendi evimdeymişim gibi rahat ettim. Çünkü herşeyden önce karşıma çıkan her insanın davranışları doğal ve sıcaktı. İnsan böyle bir ortamda rahat edemesin de ne yapsın? :)

İlk gün İsa ile biraz Denizli’de vakit geçirdik. Sonrasında Abdurrahimin ısrarcı telefonlarına dayanamayıp Pınarkent kasabasına doğru yola çıktık. Pınarkent kasabası belki de Denizlinin en güzel yerlerinden birisi. Abdurrahimlerin ailecek çalıştıkları Tuğra Pide Park ise Pınarkent’in en güzel yerinde… Fotoğraflardan görünüşü harika ancak gittiğiniz zaman çok daha güzel görünüyor. Denizlinin bunaltıcı sıcaklığına iyi gelen enfes bir yer…  Abdurrahimlerin ailesi ile tanıştıktan sonra düğün için hep beraber yapabileceğimiz işlere koyulduk.

isaYanda gördüğünüz bu insan adı isa olan şahıs :)

Fotoğraf makinemi de yanımda götürdüğüm için düğün öncesi ve sonrası harika kareler yakaladık. İlk gün yol yorgunluğu sebebiyle biraz yorucu geçse de ikinci günü beklemekten dolayı bir sabırsızlık oldu desem yalan olmaz hani :) Biraz da Abdurrahim’in ailesinden bahsedeyim. Annesi, babası ve yakın akrabaları ile çalıştıkları Tuğra Pide Park, herşeyden önce tebessümün ve mutluluğun eksik olmadığı bir yer… Misafir’in ilk günden sonra misafir olmadığın, aslında ailenin bir parçası olduğunu gördüğüm tek yer! Ailesinin gösterdiği bu samimi ve sıcak karşılama için ne kadar teşekkür etsem azdır…Abdurrahim de böyle bir aileye sahip olduğu için çok şanslı bence… (hepimiz gibi :) )

Düğünün ikinci günü ise birinci günden farksız olarak gayet eğlenceli ve harika geçti. Uzun zamandır Denizli’ye gitmek istiyordum. Ancak gidebildiğim için insanların beklentilerini görebilmek şaşırtıcı oluyor. Ailelerinin neredeyse hepsi artık ismimle tanımışlar beni. Gidince “Hoşgeldin Halid” cümlelelerini duymak gerçekten mutlu ediyor insanı. Anadolu insanının yapısında mı var bu bilemiyorum. Denizli’de karşılandığım kadar hiçbir yerde bu kadar sıcak ve samimi karşılanmadım. En yakın zamanda tekrarını yapacağım inşaAllah bu gidişin :)

apoYandaki bu şahıs ise Abdurrahim’in ta kendisi :)

Düğünden arta kalan vakitte Pamukkale, Denizli Merkez vs. epey gezdik. Yorucu, yoğun aynı zamanda eğlenceli, harika 4 gün geçirdikten sonra İstanbul’a dönüşü yaptım. İstanbul’a döndüm ama ne yalan söyleyeyim aklım Denizlide kaldı :D

Bu arada unutmadan, Denizlide benim gibi İstanbul Sevdalısı bir arkadaş ( kardeş ) ile tanıştık. Kendisi burayı okur mu bilemiyorum ancak İstanbul için bu kadar yanıp tutuşan birisini görmemiştim :) İnşaAllah benim kavuştuğum gibi o da kavuşur İstanbul’una :)

Çok fazla gevezelik yaptığımın farkındayım okuyucu… Ne yapalım böyle ayda yılda bir yazınca yazılacak edilecek çok şey oluyor hani… Kısa bir zaman sonra İstanbul ve sonraki gelişmelerden bahsedeceğim. Şimdilik görüşmek üzere, Sağlıcakla…

Written by Halid ALTUNER

Haziran 28th, 2009 at 11:29 pm

Posted in 40 Gram Duygusal,HSA

Tagged with , ,

İstanbuldan Selamlar…

leave a comment

Yazmayalı uzun süre oldu… En son yazımı 20 Haziranda şuraya yazmışım. Aradan epey zaman geçmiş. Geçen sadece zaman olmadı en doğal haliyle…

Tam tamına bir ayı aşkın süredir o kadar çok şey anlatmam gerekiyorduki aslen, ancak vakit bulamadığımdan mıdır yada üşendiğimden midir bilemiyorum buraya bir türlü birşeyler karalayamadım.

ÖSS sonrasında İstanbul maceramız başladı… 19 Haziran akşamı annem ve kardeşimle 00:00 otobüsüyle İstanbul’a doğru hareket ettik. Annemi ve kardeşimi vaktimin yettiği kadarıyla gezdirdim. ÖSS ve öncesindeki sıkıntılarımı biraz olsun atacağımı düşünürken aksinedaha fazla sıkıntı çektiğimi söyleyebilirim. Birkaç günlük tatil ( tartışılabilir :P ) ve dinlenme faslından sonra 23 Haziranda başlayacağım Parkyeri A.Ş. için geriye kalan birkaç belgeyi tamamladım. Sadece bir adet “Nüfus Kayıt Örneği” için Fatih Kaymakamlığı ve (Fatih) Kocadede Mahallesi muhtarlığı arasında 5-6 defa gidip geldim sanırım. Buna bağlı olarak banka hesapları ve diğer işlemler için 1 günümü harcadım diyebilirim kaba haliyle…

Bu hengameden sonra çalışma maratonuna başladım 23 Haziran Sabahı… Parkyeri hakkında anlatılabilecek çok şey var. Hangi birini anlatayım diye düşünürken arkadaşlardan biri; “Yaşadıkça ve kaldıkça anlatırsın, şimdilik acele etme.” şeklinde konuştu. Dediklerinde sonuna kadar haklıydı. Çünkü Parkyeri gün geçtikçe mutlaka birşeyleri kazandığınız ve paylaştığınız bir şirket. Çalışanların kendilerini gerçekten mutlu hissettiği ve rahatlıkla çalışma saatlerini ayarlayabildikleri, başlarında gezen bir patronun olmayışıyla birlikte gevşekliğin aksine sıkı çalışma temposuna uyum sağlamış bir şirket. Zamanla Parkyeri’nden edindiğim izlenimleri yazacağım. Yakında sanırım Parkyeri Gezegen’i de açıyoruz. Şirketteki Uygulama Geliştirme ekibindeki arkadaşların günlük girdilerini girebilecekleri bir Gezegen olacak sanırım. Şimdilik bekleyişteyiz…

Bunların haricinde hayatıma ve hedeflerime ait geniş çaplı değişmeler ve gelişmeler oldu. En önemlisi gereksiz insanları artık düşünmüyorum. Sadece değer verilmesi gereken insanlara değer veriyorum. Şimdiye kadar bana dost yada yakın görünen insanlarıda artık az çok tanıyor gibiyim. Ancak bu zamanla tekrar değişebilecek bir durum. Hİçbirşey için acele etmeye değmez tabiiki. Şu an gördüklerimden ve yaşadıklarımdan dolayı hissi davranıyorda olabilirim. Buna ileriki zamanlarda karar vereceğim sanırım…

Herşeyden önce artık hesap vermem gereken insan sayısı ailem ve birkaç arkadaşımla sınırlı. Kısa süre sonra Parkyeri A.Ş.’de devam edip etmeyeceğim konusunda ( deneme süresinden dolayı ) bir karar verilecek. Bu kararı merakla bekliyorum. İnşaallah hakettiğim değeri alabilirim ve koruyabilirim her zaman. Etrafımdaki arkadaşlarım artık sıkılmış olmalıki ağzımdan “Parkyeri” sözcüğü çıktığında “Haliiiiiid tamam sus, biliyoruz!” şeklinde susturuyorlar bir çırpıda :) … Anlattıklarımda haksız olmadığımı biliyorlar çok şükür…

Bundan sonra daha sık günlükle ilgileneeğim. Zira evde ve işyerinde her zaman online konumdayım :) . Bu arada unutmadan şunuda eklemiş olayım; Bundan sonra tamamen Linux tabanlı çalışıyorum. Kendi dizüstü bilgisayarımı alana kadar Parkyeri’nden geçici olarak edindiğim DELL Latitude D505′e Ubuntu kurdum. Ubuntu üzerine ne kadar geliştirme aracı varsa kurdum :) Onlarla günü geçiriyorum. “Object Oriented” programlama için C++ öğrenmem gerekiyor diğer taraftan. Bu yüzden ufak ufak “C” ile giriyorum. Sonrasında C++ ile devam edeceğim. Uzun zamandır programlama üzerine çalışmadığım için az çok bildiğim diller üzerindeki hakimiyetimi kaybetmiş durumdayım. Bu yüzden genel tekrar olarak PHP, Bash çalışıyorum. Diğer taraftan, öncedende varolan merakımı şimdi dahada arttırarak Python öğrenmeye yönelttim. Bunlara birde CSS, XHTML ve JavaScript eklenince günlük vaktimden geriye hiçbirşey kalmıyor :) İnanır mısınız otobüste bile kucağımda bilgisayar, üstünde kitaplar, notlar ile çalışıyorum. Aynı anda birkaç dili öğrenmek elbette doğru değil. Ancak zamanımın kısıtlı olmasından dolayı yapabileceklerim bunlarla kısıtlı :)

ÖSS sonuçlarından hiç bahsetmedim sanırım :) . Sonuçlar beklediğimden çok aşağıda geldi. Tercihlerime henüz karar vermedim. Ancak yine en kötü ihtimal Anadolu Üniversitesi ile devam ederim sanırım. Hayırlısını bekliyoruz şüphesiz…

Şimdilik gelişmeler bunlarla sınırlı…

Velhasıl; İstanbuldan Selamlar…

Written by Halid ALTUNER

Temmuz 23rd, 2008 at 3:20 am

Posted in HSA

Tagged with , , ,