İnsan hayatında bazen öyle yerlere gider, öyle zamanlar geçirir, öyle insanlar ile tanışır ki belki de hayatının son anına kadar onların olumlu anlamda izleri hiç silinmez. Belki de her gün yaşadığımız büyük olayların arefesinde küçücük olaylar gözümüze çarpmaz, es geçiveririz. Aslında normal olan da budur. Yaşayacağımız büyük kavgaların, büyük sevdaların, büyük olayların öncesini yani yaşadığımız anı sadece yaşamakla yetiniriz. Bu kadar edebiyattan sonra diyeceklerime geleyim okuyucu
Malum, Denizli denen ülkemizin güzel şehrini ve bu şehirde yaşamakta olan öz kardeşim kadar yakın iki insanı anlatacağım bu satırlarda…
Daha önceleri bahsetmiştim. Abdurrahim ve İsa adında iki kardeşim… Kendileriyle 2-3 sene önce internet işleri vesilesiyle tanışmıştık. İçinde bulunduğumuz birkaç camia ortak noktamız. Ancak herşeyden önce beni onlara iten ( ya da çeken ) asıl sebebler ortak noktalarımız değil…
Herşeyden önce her zorlukta, her sıkıntıda yanımda olan, desteklerini üzerimden esirgemeyen can dostlarım… Her ikisi için de feda edemeyeceğim şeyler parmakla sayılır.
Rabbim nasib eder de inşaAllah ömrüm boyunca onlardan ayrı kalmam… “Hakiki Dost” denilen sıfatı görebildiğim nadir insanlardan… Bahsettiğim gibi her ikisi de ömrüm boyunca vazgeçmeyeceğim insanlar…
Bir önceki yazımda belirtmiştim. Abdurrahim’in kardeşi Muhamet Ali 17 Mayıs’ta dünya evine girdi. 16 Mayıs sabahı uçakla Denizli’ye indim. 17 – 18 Mayıs harika 2 gün geçirdik. Gittiğim ilk gün önce İsa kardeşimin evine gittik. Kendisi Denizli merkezde oturduğu için oraya gidip biraz dinlendim, daha sonra kahvaltı vs. derken dışarı çıktık. Ancak söylemeliyim ki ilk gün olmasına rağmen sanki kendi evimdeymişim gibi rahat ettim. Çünkü herşeyden önce karşıma çıkan her insanın davranışları doğal ve sıcaktı. İnsan böyle bir ortamda rahat edemesin de ne yapsın?
İlk gün İsa ile biraz Denizli’de vakit geçirdik. Sonrasında Abdurrahimin ısrarcı telefonlarına dayanamayıp Pınarkent kasabasına doğru yola çıktık. Pınarkent kasabası belki de Denizlinin en güzel yerlerinden birisi. Abdurrahimlerin ailecek çalıştıkları Tuğra Pide Park ise Pınarkent’in en güzel yerinde… Fotoğraflardan görünüşü harika ancak gittiğiniz zaman çok daha güzel görünüyor. Denizlinin bunaltıcı sıcaklığına iyi gelen enfes bir yer… Abdurrahimlerin ailesi ile tanıştıktan sonra düğün için hep beraber yapabileceğimiz işlere koyulduk.
Yanda gördüğünüz bu insan adı isa olan şahıs
Fotoğraf makinemi de yanımda götürdüğüm için düğün öncesi ve sonrası harika kareler yakaladık. İlk gün yol yorgunluğu sebebiyle biraz yorucu geçse de ikinci günü beklemekten dolayı bir sabırsızlık oldu desem yalan olmaz hani
Biraz da Abdurrahim’in ailesinden bahsedeyim. Annesi, babası ve yakın akrabaları ile çalıştıkları Tuğra Pide Park, herşeyden önce tebessümün ve mutluluğun eksik olmadığı bir yer… Misafir’in ilk günden sonra misafir olmadığın, aslında ailenin bir parçası olduğunu gördüğüm tek yer! Ailesinin gösterdiği bu samimi ve sıcak karşılama için ne kadar teşekkür etsem azdır…Abdurrahim de böyle bir aileye sahip olduğu için çok şanslı bence… (hepimiz gibi
)
Düğünün ikinci günü ise birinci günden farksız olarak gayet eğlenceli ve harika geçti. Uzun zamandır Denizli’ye gitmek istiyordum. Ancak gidebildiğim için insanların beklentilerini görebilmek şaşırtıcı oluyor. Ailelerinin neredeyse hepsi artık ismimle tanımışlar beni. Gidince “Hoşgeldin Halid” cümlelelerini duymak gerçekten mutlu ediyor insanı. Anadolu insanının yapısında mı var bu bilemiyorum. Denizli’de karşılandığım kadar hiçbir yerde bu kadar sıcak ve samimi karşılanmadım. En yakın zamanda tekrarını yapacağım inşaAllah bu gidişin
…
Yandaki bu şahıs ise Abdurrahim’in ta kendisi
…
Düğünden arta kalan vakitte Pamukkale, Denizli Merkez vs. epey gezdik. Yorucu, yoğun aynı zamanda eğlenceli, harika 4 gün geçirdikten sonra İstanbul’a dönüşü yaptım. İstanbul’a döndüm ama ne yalan söyleyeyim aklım Denizlide kaldı
Bu arada unutmadan, Denizlide benim gibi İstanbul Sevdalısı bir arkadaş ( kardeş ) ile tanıştık. Kendisi burayı okur mu bilemiyorum ancak İstanbul için bu kadar yanıp tutuşan birisini görmemiştim
İnşaAllah benim kavuştuğum gibi o da kavuşur İstanbul’una
Çok fazla gevezelik yaptığımın farkındayım okuyucu… Ne yapalım böyle ayda yılda bir yazınca yazılacak edilecek çok şey oluyor hani… Kısa bir zaman sonra İstanbul ve sonraki gelişmelerden bahsedeceğim. Şimdilik görüşmek üzere, Sağlıcakla…



Teşekkürler Halid
miharrudba
3 Tem 09 at 16:19
Eyvallah Apocum
halidsaidaltuner
4 Tem 09 at 02:24